Hakan Fidan: Erdoğan’ın ‘sır küpüm’ diyerek 13 yıl MİT’i emanet ettiği yeni dışişleri bakanı

Getty ImagesCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni kabinesinin kuşkusuz en dikkat çeken atamalarından biri, 13 yıldır Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı olarak vazife yapan Hakan Fidan’ın Dışişleri Bakanlığı’na getirilmesi oldu.
Hakan Fidan, MİT Başkanlığından Türk diplomasisinin başına atanan ilk yetkili olarak tarihe geçti.
Erdoğan’ın “sır küpüm” olarak tanımladığı Fidan’ı; Libya’dan Suriye’ye, Ukrayna’dan Kafkaslara bütün yöresel süreçlerde MİT’i faal rol oynayan bir kuruma dönüştürmesinin ödülü olarak Türk diplomasisinin başına getirmiş olduğu değerlendirmesi öne çıkıyor.
2010’da MİT Başkanlığı’na getirilen; PKK ile çözüm süreci, 15 Temmuz darbe girişimi gibi çoğu süreçte kapalı kapılar peşinde bu rolü sürdüren Fidan’ın yerli ve yabancı kamuoyu önünde göstereceği performans dikkatle izlenecek.
Hakan Fidan, astsubaylıktan akademisyenliğe, bürokratik görevlerden MİT Başkanlığı’na ve oradan Dışişleri Bakanlığı’na uzanan kariyeri ile dikkat çeken bir kişi.
Fidan’ın biyografisi ile alakalı MİT Başkanlığı’nın web sitesindekiler haricinde fazla malumat yok.
1968’de Ankara’da doğan Fidan, Kara Kuvvetleri Muhabere Okulu ve Kara Kuvvetleri Dil Okulu’ndan mezun oldu. Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki (TSK) Maryland Üniversitesi’nden Maryland Üniversitesi’ne bağlı University of Maryland University College’dan Yönetim ve Siyaset Bilimi alanından lisans, Bilkent Üniversitesi’nden yüksek lisans ve hekime dereceleri aldı.
Hakan Fidan’ın akademik çalışmalarının odağında, dış politikada istihbaratın yeri vardı. Master tezinin başlığı “İstihbarat ve Dış Politika: İngiliz, Amerikan ve Türk sistemlerinin mukayesesi”, hekime tezinin başlığı, “Bilgi Çağında Diplomasi: Antlaşmaların Doğrulanmasında Enformasyon Teknolojilerinin Kullanımı”ydı.
Fidan bilhassa yüksek lisans tezinde, Türkiye’nin daha kuvvetli bir dış siyaset için istihbaratını güçlendirmesi gerektiğini, bilhassa Amerika ve öteki NATO ülkelerinin istihbaratına bağımlı kalınmasının problem yarattığını vurguluyordu.
Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanlığı, Başbakanlık Müsteşar Yardımcılığı gibi görevler üstüne alan Fidan, 42 yaşlarında MİT Başkanlığı’na atandı ve 13 sene süresince bu rolü yürüttü.
İsrail’in istemediği MİT Başkanı
Hakan Fidan, uzun vazife süresi süresince 15 Temmuz darbe girişimi başta olmak suretiyle çoğu tartışmalı sürecin içerisinde yer aldı. Ama kendisine dönük ilk reaksiyon yurt içerisinden değil yurt dışından geldi.
Dönemin İsrail Başbakanı Ehud Barak, Fidan’ın Türk istihbaratının başına gelmesinin endişe verici bir büyüme bulunduğunu söylemişti. Önce kapalı bir görüşmede daha sonrasında açıkça bu rahatsızlığını dile getiren Barak, Fidan’ın 2008-2009 yılları aralığında Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nda “şerpa” olarak vazife yapmış olduğu yıllarda İran yanlısı bir tavır aldığını iddia etmişti.
Fidan ise oldukça seyrek verdiği demeçlerden birinde 2013 senesinde Habertürk gazetesine yapmış olduğu açıklamada, “Dünyada ilk defa bir devlet (İsrail), öteki bir devletin istihbarat yönetimine reaksiyon gösterdi ve açıkça kendi çıkarları için Hakan Fidan’ın MİT’in başına gelmesini istemedi ve resmi açıklamayla bunu beyan etti” demişti.
Gülen yapılanmasıyla savaşım dönemi
Hakan Fidan’ın göreve başladığı döneme damgasını vuran ve birtakım zamanlar birbirlerini etkileyen iki mühim süreç vardı: Hükümet ile Gülen yapılanması arasındaki ilişkilerin bozulmasıyla başlayan stres ve Kürt problemininin çözümü için Oslo’da PKK ile başlatılan görüşme süreci.
Hükümet ile Gülen yapılanması arasında yaşanmış olan gerilimi, MİT’i ve teşkilatın başkanı Hakan Fidan’ı da manşetlere taşıdı. 7 Şubat 2012’de Gülen yapılanmasına bağlı olduğu iddia edilen bir hususi yetkili savcı, Hakan Fidan ve iki MİT yetkilisini Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) davasında anlatım vermeye çağırmış fakat Fidan ve MİT yetkilileri ifadeye gitmemişlerdi.
O devre bir ameliyat geçirdiği için görevinin başlangıcında olmayan zamanın başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, daha sonrasında yapmış olduğu bir açıklamada Fidan’ın ifadeye gitmesi halinde tutuklanacağını söylemiş, bu olayın Gülen yapılanmasının komplosu bulunduğunu kaydetmişti.
Hükümet, o dönem, Oslo müzakerelerinin içerisinde ne olduğunun kamuoyuna yansıması ve MİT’in 2011’de başlayan Suriye’deki iç savaşta İslamcı örgütlere tabanca sağlaması gibi iddiaların basına yansımasından da Gülen yapılanmasını görevli tutmuştu. Ülkelerinde Beşar Esad rejimini yıkmak için bir araya gelen Suriye muhalefetine yardımcı veren Türkiye’nin MİT vasıtasıyla tabanca desteğinde bulunmuş olduğu gündeme gelmiş, hükümet bu iddiaları reddetmişti. MİT ve Fidan, Suriye’deki iç savaşın bilhassa ilk döneminde izlenen siyaset sebebiyle hem ülke içerisinde hem ülke haricinde uzun süre tartışılmıştı.
Gülen yapılanması ve hükümet arasındaki gerilim, 17 ve 25 Aralık 2013’te yapılanmaya bağlı hüküm mensuplarının AKP hükümetinin önde gelen birtakım bakanlarına yolsuzluk ve rüşvet operasyonu gerçekleştirmesiyle en üst düzeye çıkmıştı. Yolsuzlukla tahkîkat kapsamında suçlanan Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, İçişleri Bakanı Muammer Güler, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ile Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar görevlerinden alınmışlar ya da çekilme etmek zorunda kalmışlardı.
15 Temmuz darbe girişimi
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “kontrollü darbe girişimi” ifadesini kullanarak 15 Temmuz’da yaşananların aslında istihbarat ve hükümet tarafınca planlanan bir komplo bulunduğunu öne sürmüştü. Hükümet ise Kılıçdaroğlu’nu “yalancılıkla” suçlamıştı.
Hakan Fidan, darbe girişimini araştırmak suretiyle TBMM’de kurulan komisyona gitmemiş, bu da muhalefette kendisine karşı eleştirilerin dozunun artmasına niçin olmuştu.
Fidan’ı ilk isteyen Davutoğlu olmuştu
Aslında Hakan Fidan’ı MİT’ten alıp etken siyasete sokma girişimi öncelikle 2015 senesinde zamanın başbakanı Ahmet Davutoğlu tarafınca gerçekleştirilmişti. Erdoğan’ın 10 Ağustos 2014’te 12. Cumhurbaşkanı seçilmesinin sonrasında Başbakan ve AKP Genel Başkanı olan Davutoğlu, 7 Haziran 2015 seçimlerinde Fidan’ı Ankara’dan mebus adayı olarak göstermişti.
Fidan’ın kendisinden habersiz olarak MİT’ten çekilme etmesine ve siyasete atılma sonucuna reaksiyon yayınlayan Erdoğan, hem Davutoğlu hem de Fidan’la görüşerek süreci engellemişti. Erdoğan, mevzuyla alakalı basına yapmış olduğu açıklamalarda Fidan’a kırgınlığını gizlememiş ve “MİT sıradan bir kurum değildir. Devletin en mühim kurumudur. Devletin Milli İstihbarat Teşkilatı zayıfsa, o devletin ayakta kalması olası değildir. Şimdi biz onu bu şekilde bir göreve getirdik. Getiren de benim. Madem öyle, ayrılırken de, şayet müsaade edilmiyorsa orada kalması ve ayrılmaması gerekirdi. Dolayısıyla doğal ki kırgınım” ifadelerini kullanmıştı.
Getty Images Hakan Fidan ve Hulusi Akar Fidan’ın ikinci dönemi: Türkiye dışı operasyonlar
15 Temmuz darbe girişimi sonrası dönem, Hakan Fidan’ın da MİT Başkanlığı’ndaki ikinci devri olarak tanımlanabilir. Bu dönemde Fidan liderliğindeki MİT, insani ve teknolojik istihbarat kapasitesinin artması vasıtası ile “terörle mücadele” konusu ile alakalı yurt içerisinde olmasıyla birlikte Suriye ve Irak’ta da faaliyetlerini artırdı.
Bu zamanın öteki mühim adımı ise internasyonal planda MİT’in bilhassa Türkiye’nin yakın coğrafyasında etkinliğinin artması oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aşağı yukarı bütün yurt dışı gezilerinde ve temaslarında bulunan Fidan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile de yakın çalışarak, hem emniyet hem de dış siyaset mekanizmalarının parçası oldu.
Türkiye’nin yakın bölgesinde başta Libya, Suriye olmak suretiyle tesirinin artmasında MİT’in artan rolünün önemine dikkat çekiliyor. Bu bölgelerdeki saha faaliyetlerinin yanı sıra MİT, Türkiye’nin ilişkilerinin sorunlu olduğu çoğu ülkeyle diyaloğun tekrar kurulması sürecinde de rol oynadı.
Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Mısır ve İsrail gibi ülkelerle ilişkilerin normalleşmesinin ilk adımı hep istihbarat kurumları vasıtasıyla yapıldı. İstihbarat teşkilatlarının bir aşamaya getirmiş olduğu normalleşme süreçleri Dışişleri Bakanlığı vasıtasıyla siyasal noktaya getirildi ve son olarak liderler seviyesinde atılan adımla süreç tamamlandı.
Hakan Fidan’ın şahsen içerisinde olduğu Suriye ile normalleşme süreci de bunlardan biri. Fidan ve Akar, geçen senenin son günlerinde Rusya’da Suriye ile müzakereleri başlatmıştı. Fidan’ın Dışişleri Bakanlığı’nda hızla sonuçlandırmak isteyeceği süreçlerden birinin Suriye ile normalleşme olması, sürpriz görülmeyecek.
Gözlemcilre göre Fidan’ın Amerika ve Batı ile ilişkilerde iyi mi bir performans göstereceği, Türkiye’nin ilerki yıllarda internasyonal ilişkilerinin seyrinin belirlenmesi açısından kritik önemde olacak.