İki dahinin ‘akım’ savaşı! Anlaşabilselerdi 2022’de 2030’u yaşayabilirdik!

Derleyen: Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Günümüzde depremlerle bağlantısı olduğu iddia edilen HAARP projesi denildiğinde akla gelen isim olan Nikola Tesla, 1856’da şimşekli, elektrik yüklü bir havada dünyaya geldi. Henüz 5 yaşlarındayken erkek kardeşi attan düşerek hayatını kaybedince yaşamış olduğu keder onda derin yaralar açtı. Kardeşinin ölümünden kendini görevli tutan Tesla’nın yaşamı çocuk yaşlardan itibaren mücadeleyle geçti. 86 yaşlarında hayatını yitirdiğinde geriye çocukluğundan ve gençliğinden kalan çoğu hayal kırıklığı, başarılarına karşın yok sayılmak, haksızlıklar kaldı. 21’inci yüzyıl dünyasının adeta temellerini inşa eden Tesla, yaşamı süresince alacağı en büyük yarayı ise asla elbette öğrenciliğinde hayranı olduğu, ‘ampulü mucit kişi’ olarak malum mucit Thomas Edison’dan alacaktı.

HAYALLERİNE ÇOK YAKINDI
Mutsuz geçen çocukluğundan sonra kendini derslere veren Tesla, yaşamı süresince fizik derslerine büyük bir alaka duydu. Elektrik her vakit ilgisini çekiyordu. Bu büyük merakı, kariyerinin başlangıcında bir referans mektubuyla kendisine mühim bir talih verilmesini sağlayacaktı. Edison’un Avrupa’daki ortağı olan Charles Bechler’in referans mektubuyla kendisini New York’taki Edison Machine Works’te bulan Tesla, artık hayallerine oldukça yakındı.
Bechler, yakın dostu ve ortağı Edison’a Tesla’nın tıpkı kendisi gibi dahi özelliğe sahip olmasından bahsetmişti. Edison, kendisinden 9 yaş ufak olan Tesla’ya baktığında genç ve çelimsiz bir erkek görüyordu. Tesla’dan ‘elektrik’ alamayan Edison, bu gençle tarihe geçecek bir ‘akım savaşı’ içine girecek, hatta çift arasındaki savaşım tanınmış kültüre derin izler bırakacak, Türkiye’de de oldukça sevilen meşhur Avustralyalı rock grubu ‘AC/DC’nin ismine dahi ilham deposu olacaktı.
TÜM İŞLERİNİ DC’NİN ÜZERİNE KURDU
Sokakları ‘doğru akım’ yani DC ile aydınlatan Edison’un Tesla’dan ilk isteği, doğru akımın uzak mesafelere iletilmesi sorununu çözüme ulaştırmak olacaktı. Tesla, Edison’un aksine yaşamı süresince alternatif akımı yani AC’yi savunuyordu. Eğer Tesla, Edison’un isteğini kabul eder ve sorunu çözerse tam 50 bin dolar (yaklaşık 929 bin 600 TL) değerinde büyük bir servetin de sahibi olacaktı. Doğru akım, uzun ve pahalı kablolarla iletildiği için ciddi dezavantajlara sahipti. Sokaklardaki kablo kirliliği, gerek insanoğlu gerekse hayvanlar için hayati riskler taşıyordu. Mesafe arttıkça azalan akım kuvveti de bir öteki problemlerden biriydi. Ancak Thomas Edison, DC’den vazgeçmeye pek de niyetli değildi. Sebebi ise bütün işlerini DC üstüne kurmuş olmasıydı. Bu yüzden AC hakkında söylenen her şey Edison’un sinirlenmesine yol açıyor, Tesla’nın AC’yi savunmasını kabul etmiyordu.
Mucit olarak malum Edison yalnızca insanoğlu tarafınca yararlı olduğuna inanılarak maddi olarak istek edilen bir şeyi keşfetmenin heyecanı içerisinde bulunduğunu belirtmişti. Edison, “Satmayacak bir şey buluş etmek istemiyorum. Satış, yararlılığın kanıtıdır ve yararlılık başarıdır” demişti.

Thomas Edison (solda) – Nikola Tesla (sağda)
BEDELİ AĞIR OLDU
Tesla ile ‘farklı akımların savaşçıları’ olan Edison, iddialara göre kendisinden 9 yaş ufak olan mühendisin çalışmalarını ve başarılarını adeta yok sayıyordu. O güne dek inanılmış olduğu şeylerin kim bilir tam tersi diyebileceğimiz fikirleri korumak için çaba sarfeden Tesla’yı kendine ve şirketine bir tehdit olarak görüyordu. Kendisine adeta savaş açan Edison’un şirketinden ayrılmaya kabul eden Tesla ise oldukça uzaklara gitmeden, firmanın iki sokak arkasında kendi laboratuvarına taşınarak çalışmalarına buradan devam etti.
Tam 7 sene süresince laboratuvarından adeta dışarı adımını atmayan Tesla’nın çalışmaları bir öteki mucit George Westinghouse’un dikkatini çekti. Tesla’ya ortak olmaya kabul eden Westinghouse, mühendisin bütün dünya tarafınca tanınmış bir isme dönüşmesinde katkı sahibi oldu. AC’nin kullanılmasına öncülük eden Westinghouse sayesinde Tesla 1893’te Chicago’da binlerce kişinin gözü önünde bir gösteriye imza attı. Çocukluk hayali olan Niagara Şelalesi’nden elektrik üretmeye bir adım daha yaklaşmıştı. Ancak bu başarısının oldukça ağır bedelleri olacaktı.
TEHLİKELİ OLDUĞUNU DÜŞÜNMELERİNİ SAĞLADI
Artık akım savaşları resmen başlamıştı. Edison, kendi buluşu DC’nin yerini Tesla’nın ön plana çıkarttığı AC’nin almasını bir türlü kabullenemiyordu. Öfkesine hakim olamayan Edison, iddialara göre Tesla’nın laboratuvarını yakarak yok etti. Ancak her şey bununla sınırı olan değildi. AC’yi karalama kampanyalarına başlayan Edison, Tesla’nın savunduğu alternatif akımı kullanarak halkın gözü önünde kedi ve köpekleri vahşice öldürmeyi seçti. En oldukça büyük yankı uyandıran karalama kampanyası ise asla elbette sirk fili Topsy’nin başına gelenlerdi. Tam bin 500 kişinin gözü önünde asla bir şeyden haberi olmayan Topsy isimli hayvanın sol ön ve sağ arka ayaklarına elektrotlar bağlandı ve alternatif akımla öldürüldü.
Bu yırtıcı olaylardan sonra karalama kampanyasına hız kesmeden süren öfkeli Edison, New York’ta eşini öldürmekten suçlu bulunan William Kemmler’ın idam edilmiş olduğu elektrikli sandalyede alternatif akımın kullanılmasını destekledi. Edison’un planına göre Tesla’nın savunduğu alternatif akımın öldürücü etkisi, elektrikli iskemle ile meydana getirilen idamlarla ortaya çıkartılacaktı. Alternatif akımın tehlikeli bulunduğunu düşünen insanoğlu ise bunu evlerinde kullanmak istemeyecekti.
KATİLİN İDAMINDA KULLANILDI
1888’in ikinci yarısında idamlarda elektrikli iskemle tasarımı için çalışmalar yapıldı. Edison ise Harold P. Brown ile iş donanması yaparak elektrikli iskemle ile idamın son haline biçim verdi. 1 Ocak 1889’da kurmaca yasalaştığında alternatif akımın savunucularından Westinghouse, Edison’un niyetini anlayarak kendi markasını taşıyan alternatif akım jeneratörlerini New York’taki hapishane yönetimine satmayı reddedetti. Ancak Edison ve Brown durmaya niyetli değildi. Temin ettikleri alternatif akım jeneratörleriyle katil Kemmler’ın idamını beklemeye başladı.
Takvimler 6 Ağustos 1890’ı gösterdiğinde Kemmler’a ilkin bin voltluk bir akım verildi. Fakat netice başarısızdı. Kemmler bu akımla ölmemişti. İzleyenlerin gözü önünde bedeninde üçüncü derecede yanıklar oluşan Kemmler acıyla hareket etmeye devam ediyordu. Kemmler’a bu kez 2 bin voltluk akım verildi. Dakikalarca süren işkence kararında Kemmler fakat 2 bin voltluk akımdan sonra son nefesini verdi. İnsanlar, alternatif akıma ve bundan dolayı Tesla’ya büyük bir antipati beslemeye başlamıştı.

‘İSTENMEYEN ADAM’ KONUMUNDAYDI
Fırtınalı bir gecede Tesla’nın yakınındaki kasabada çıkan yangın çoğu kişiyi mağdur edince şikâyetlerin sayısı da giderek artmış oldu. Bu yangından sonra Tesla adeta ‘istenmeyen adam’ konumundaydı. Çalışmaları ve başarıları yok sayılıyor, büyük bir karalama kampanyasına karşı boğuşmaya çalışıyordu. Tesla gibi ortağı Westinghouse da zor bir durumdaydı. Şirket büyük bir zarar etmişti.
Tesla, kendi payına düşen borca mukamele buluşlarının patentlerini Westinghouse’a devretmek zorunda kaldı. Elde ettiği bu parayla New York’ta bir otelde ölümüne kadar ücretsiz olarak kalabileceği bir oda ve aylık temel besin ihtiyacını karşılayacağı bir para elde etti.
YAŞADIĞI DÖNEMDE DEĞER GÖRMEDİ
86 yaşlarında bir otel odasında son nefesini veren Tesla, günümüzde kullanılan teknolojinin temellerini atan isimdi. Kablosuz teknolojiyi tam bir asır ilkin hayal eden Tesla, yaşamış olduğu dönemde hak ettiği saygınlığı ve kıymeti asla bir vakit görmedi. Tesla’nın keşiflerinden sonra İtalyan Guglielmo Marconi radyoyu bulduğunda, Tesla’ya meydana getirilen büyük haksızlıklar yeniden yüzüne çıktı. Tesla’nın X ışınları vasıtası ile röntgen teknolojisinin mucidi düşünülen Wilhelm Conrad Röntgen de geleceği tasarlayan dahiye haksızlık eden bir öteki isimdi.
Tesla’nın en korkulu icadı ‘ölüm ışını’nın notları ise öldüğünde kayıptı. Notlar asla bir vakit bulunamadı. Nazi destekçilerinin notları çalıp Tesla’yı öldürmüş olduğu bile ortaya atıldı. Dünyayı etkileyen her şeyin içerisinde bulunup adeta yok sayılan Tesla günümüzde ise daha fazla HAARP projesiyle sıklıkla anılmaya devam ediyor. Edison gibi keskin bir iş zekasına sahip olmasa da, kablosuz enerji aktarımının öncüsü olarak uzak mesafelere elektrik iletilmesini elde eden ve bu alanda DC’yi gölgede bırakan alternatif akım savunculuğuyla modern teknolojik hayatın önünü açan Tesla, tanınmış bilim ve kültür dünyasında gün geçtikçe daha da büyük bir inceleme mevzusu olmaya devam ediyor.
Thomas Edison, Nikola Tesla’nın AC’yi keşfetmesinin, kendi keşfi olan DC’nin rafa kaldırılması demek olduğuna inanıyordu. Halbuki iki akım da günümüzde aynı sistem içerisinde dönüşümlü olarak kullanılıyor. Edison keşiflerini pazara sunarken yalnızca 20 sene sonrasını görebilseydi, Nikola Tesla’ya kim bilir bu denli saldırgan bir tasarruf içerisinde olmayacaktı. Birçok uzmana göre iki bilim insanı beraber çalışabilseydi 2022 senesinde 2030 teknolojisini kullanılıyor bile olabilirdik.