“Geçici genel başkan lafı CHP’ye de Karayalçın’a da yakışmıyor”
ÖZEL HABER: ANADOLUGAZETE.COM.TR
Eski CHP Genel Başkan Yardımcısı ve 27. Dönem CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya ve Yazar Erol Tosun, anadolugazete.com.tr’nin Çukurambar’daki ofisini ziyaret ederek İmtiyaz Sahibi Ali Çetin ile bir araya geldi.
anadolugazete.com.tr Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Adem Yavuz Irgatoğlu’nun gündeme dair sorularını da yanıtlayan Kaya, Ahmet Davutoğlu’nun açıklamalarına hak verirken, Murat Karayalçın’ın “geçici genel başkanlık” açıklamalarını ise “Murat Karayalçın’a yakışmıyor.” laflarıyla değerlendirdi. Partideki “değişim” tartışmalarına dair mühim tespitleri yapan Yıldırım Kaya, “Geçici genel başkanlık diye bir şey olamaz. CHP’nin genel başkanı var. Genel başkanımızı belirleyecek yer kurultaydır. CHP’yi yediemine teslim edemeyiz.” diye konuştu.
-Murat Karayalçın’ın “CHP’de taraflar ‘evet’ derse geçici genel başkan olabilirim.” açıklaması medyada sıkça yer aldı. Bu hususta sizin değerlendirmeniz ne olur?
“Yüz senelik CHP’ye geçici genel başkanlık diye bir şey olmaz. Bizim genel başkanımız var, genel başkanımızı belirleyecek yer de kurultaydır. Sayın Murat Karayalçın, genel başkan talibi olmak istiyorsa kurultayda menfaat ve aday olur. CHP’yi yediemine mi teslim edeceğiz? CHP, yedieminlik bir parti değil. Bu partide bürokrasi yapmak isteyen kim var ise gençlerin önü açık, yaş almışların da önü aleni ama geçici genel başkan olma sözü CHP’ye de Murat Karayalçın’a da yakışmıyor.”
“DEĞİŞİM DİYENLERİN SAVUNDUĞU ŞEY DEĞİŞİKLİKTİR”
-Sayın İmamoğlu’nun ‘değişim’ konusu ile ilgili başlattığı bu adımı iyi mi değerlendiriyorsunuz?
“Adem Bey, partilerde değişiklik olmaz, olsa da bunun bir önemi yok. Esas değişimin, dönüşümün, Türkiye’de olması lazım. Türkiye ikinci yüz yılına geldi. Partinin (CHP) değişim, dönüşüm ve yenilenme diye bütünlüklü bir ihtiyacı var. Partinin programını, tüzüğünü, örgütlenme modelini, çabalama tarzını, savaşım anlayışını değiştirmeden değişiklik olmaz, o ama değişiklik olur. Bunların savunduğundan değişiklik anlamı çıkıyor. Zaten CHP, Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olmasıyla bir yenilenme süreci yaşıyor. Bu süreç kısa vadede olabilecek bir şey değil. 100 senelik partide 12 senedir bir yenilenme süreci var. Yenilenme süreci başarıyla devam etmiş olduğu için yüzde 48’lik oy alındı. Türkiye’yi kutuplaşmaktan kurtarmak gerekiyor, sağ sol ayrımından kurtarmak gerekiyor. Türkiye’yi kurtaracağımız en mühim yer, toplumu tekrar buluşturmaktır. Anadolu kültürü; dayanışmayı, imeceyi, beraber hayatı önemseyen bir kültürdür. İnsanları siyasi partiye oy verdiği şekliyle ayrıştırırsanız, bu toplumu bölersiniz. Köylerde muhtarlık tarzı olur ve aileler birbirine sonsuz hasım haline geliyor. Türkiye’yi aynı noktaya sokmaya asla kimsenin hakkı yok! Onun için Ekrem İmamoğlu da bir diğer arkadaşımız da şayet bir dönüşüm ve yenilenmeden yanaysa ilk ilkin onların iyi mi bir uygulama ortaya koydukları önemli.”

“DEĞİŞİM DİYENLER YENİ NE ÖNERİYOR? HEDEFLERİ NE?”
“Mesela Kürt sorununa iyi mi bakacağız? Ekonomiye iyi mi bakacağız, dış politikada ne diyoruz? Parti programında olup da karşı çıktıkları ne var ve yeni ne öneriyorlar?
Benim savunduğum örgütlenme modelinde sendikalarla, demokratik kitle örgütleriyle kılcal damarları besleyen bir yaklaşım var. Sadece dikey örgütlenmeyle bu parti yol yürüyemez. Parlamentoda ya da belediyede, belediye başkanının iki dudağı arasına sıkışmış mahalli idare anlayışı olmaz! Cumhurbaşkanının iki dudağı arasına sıkışmış bir genel idare anlayışı da olmaz. Ne ayrım var? Belediye başkanları, belediye meclisinin almış olduğu kararları mı uyguluyor? İl başkanları, idare kuruluyla karar mı alıyor? Böyle bir şey yok. Bunun için yapılması ihtiyaç duyulan iş fiili ve meşru mücadeledir. Parlamentoda, belediyelerde yürüttüğü savaşım ile tarlada, fabrikada, iş yerinde yürüyen mücadeleyi buluşturmamız gerekiyor. CHP’de değişim, dönüşüm ve yenilenme ama bu temel olarak olabilir.
Türkiye’nin temel problemleri var. 37. Kurultay’da Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin beş temel sorununu saydı. Bu beş temel soruna çözüm üretmenin yolu olarak Cumhuriyet’i 100. senesinde demokrasiyle taçlandırma hedefi koydu. Bu hedefi hemen hemen gerçekleştirmedik. Burada niye değişiklik yapalım? Bu hedefin yerine hangi hedefi koyuyorlar? Biz, ‘Cumhuriyet’i demokrasi ile taçlandıralım’ diyoruz. Peki, değişiklik diyen arkadaşların hedefi ne?”
“MANSUR YAVAŞ ADAY OLMAK İSTİYOR”
-Sayın Vekilim, belediye başkanları demişken, mahalli seçimler de yaklaşıyor. İttifakların devam etmeyeceğine dair birtakım açıklamalar da var. Özellikle İYİ Parti, mahalli seçimlere tek başına katılma yönündeki iradelerini birazcık daha netleştirdi. CHP Ankara İl Başkanı ise anadolugazete.com.tr’ye yapmış olduğu açıklamada ‘Ankara Adayımız büyük ihtimalle gene Mansur Bey olacak’ demişti. Bu hususta iyi mi bir siyaset uygulanacak, mutabakat var mı?
“Mansur Yavaş ile görüştüm. Mansur Yavaş tekrar aday olmak istiyor. Ben de adaylığının devam etmesinden yanayım. Genel Başkanımız, esasen ‘Ankara’nın talibi Mansur Yavaş, İstanbul’un talibi Ekrem İmamoğlu olmalıdır.’ diye beyanatta da bulundu. Genel Başkanımız, 4 Ağustos’ta Erzincan Tercan’da belediye başkan adayımızı duyuru edecek. Biz bir an ilkin belediye başkan adaylarımızı duyuru edip mahalli dinamiklerle bir ittifak kurmamız gerekiyor.”
“CUMHURBAŞKANI ADAYLIĞI KONUSU SÜREKLİ TARTIŞILDIĞI İÇİN KAYBETTİK”
-4 Ağustos’taki belediye başkanları ilanı CHP Genel Başkanlığı tartışmalarını bitirir mi?
“Adem Bey, ‘Tartışmalara devam edelim’ demek, aslında ‘Yerel seçimlerde de başarısız olalım.’ demek. Cumhurbaşkanı seçimini kaybetmemizin altında yatan temel nedenlerden birisi parti içerisinde ve parti dışında, cumhurbaşkanı adaylığı konusunu devamlı tartışıp gündemde tuttukları için hazırlık yapamadık ve kaybettik. Şimdi aynı hataya düşmemek gerekiyor! Önümüzde bir mahalli seçim, bir de kongre var. Parti yönetimini belirleyecek olan kurultay, mahalli seçimleri belirleyecek olan da halkın kendi iradesidir. Söz, yetki, karar Ankara halkında, Sincan halkında ya da Etimesgut halkında olmadığı müddetçe kiminle ittifak yapmış olursanız yapın seçim kazanamazsınız. Yapılması ihtiyaç duyulan iş; mahalli dinamiklerle yan yana gelmektir. Burada AK Parti’ye oy vermiş yurttaş da MHP’ye oy vermiş yurttaş da İYİ Parti’ye, CHP’ye oy vermiş yurttaş da ‘Ayşe Hanım’ın adaylığında’ ortaklaşabilir. Önemli olan hangi partiden olduğu değil, adayın o beldeye neyi vadettiğidir, iyi mi bir idare vadettiğidir. Kişi ‘Kendi başına karar alacağım.’ diyorsa kimi getirirseniz getirin, onun da mevcut siyasi yapıdan bir farkı olmaz.”
“ÜSTTE KURULAN İŞBİRLİĞİNİN SONUÇ VERMEDİĞİNİ CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNDE GÖRDÜK”
-Yerel seçimlerde Millet İttifakı’nın iş donanması olmaması durumunda bilhassa Ankara ve İstanbul’u yitirme riski görüyor musunuz?
“İşbirliği olacak, yurttaş bu iş birliğini sağlayacak. Üstte kurulan işbirliklerinin netice vermediğini cumhurbaşkanlığı seçiminde gördük. Önemli olan aşağıda (tabanda) iş birliğini kurabilmektir. Tabii ki partilerin sonucu önemlidir, partilerin yan yana durması önemlidir. Mansur Yavaş aday olduğunda İYİ Parti’ye oy vermiş seçmen Mansur Yavaş’a niçin oy vermeyecek? ‘Ankara’yı yönetemez mi’ diyecek?”
“DAVUTOĞLU’NUN SÖYLEDİĞİ DOĞRU BİR ŞEY”
-Tabii her parti kendi adayını çıkardığı vakit ortaya değişik sonuçlar, değişik denklemler çıkabilir… Diğer taraftan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun “En son tercihimiz CHP’den aday olmaktı.” lafları oldukça tartışıldı. İttifak içerisindeki Saadet Partisi, DEVA Partisi, Gelecek Partisi milletvekillerinin CHP listelerinden seçilmeleri ise kritik edilmeye devam ediyor. Bunu göz önünde bulundurarak Sayın Davutoğlu’nun açıklamasını iyi mi yorumlarsınız?
“Sayın Davutoğlu’nun açıklamasını iyi irdelersek dediği şu: ‘Ben mütedeyyin kesimleri, muhafazakâr kesimleri CHP’ye oy vermeye ikna edemeyebilirim, bundan dolayı Saadet Partisi, DEVA Partisi, Gelecek Partisi hatta İYİ Parti ile ittifakın içerisinde olarak seçime girelim.’ Aslında dediği doğru bir şey! Diyor ki ‘CHP’ye oy vermeye ikna edemeyebilirim ama DEVA Partisi, Gelecek Partisi ya da Saadet Partisi adıyla seçime girersek bu kesimi ikna edebiliriz.’ Ahmet Davutoğlu’nu doğrulayan nedir? AKP yüzde 7 puan kaybetti. Bu yitik nereye gitti? Cumhur İttifakı havuzunda kaldı. Eğer bu partiler seçime ayrı girmiş olsalardı bu 7 puan oraya akardı. Şimdi bunun neresi yanlış? Bu, CHP’yi kötülemek için dediği laf değil. Aslında bu partiler kendilerini kontrol edeceklerdi; ama bu dört parti bu hususta mutabakat sağlayamadı. Benim şahsi görüşüm de o partilerin kendi adıyla seçime girmesiydi, doğru olan buydu. Hem CHP kendi listelerinde CHP’lilerin oy vermeye gitmemesinin ya da gönülsüz oy vermesinin önüne geçerdi hem de AK Parti’den ayrılan o yüzde 7’lik kesim bu tarafa kayardı. Düşünün, o yüzde 7’lik bu ittifakta olsaydı parlamento tablosu değişik bir netice doğururdu. Aslında Ahmet Davutoğlu burada yanlış bir şey söylemiyor.”