TİMUR VE FİLLER HİKAYESİNİ BİLİR MİSİNİZ?

Timur savaştan dönerken köylülere armağan olarak bir fil vermiş. Köylüler bu bağışı sevinçle alkışla karşılamışlar. Bir vakit sonra fil köydeki ekinlere zarar vermeye başlamış. Köylü oldukça şikayetçiymiş bu durumdan. Düşünmüşler Timur’la arası en iyi olan Nasrettin Hoca’ya gitmişler. Hocam senin Timur ile ilişkilerin oldukça iyi seni sever gidip söyle de bu fili alsın demişler. Hoca köylülere o kadar da güvenmemekle beraber “Tamam gideceğim yalnız sizde benim arkamdan geleceksiniz. Ben sizin adınıza konuşacağım” demiş. Yola çıkıp Timur’un otağına varmışlar. Otağın kapısında hocayı karşılayan Timur sormuş! Hayrola hocam buyur ne istersin. Hoca arkasını dönerek köylüleri göstererek bu köylüler…. Demiş ve bakmış ki arkasında kimse yok. Sözlerine şu şekilde devam etmiş. “Köylüler gönderdiğiniz filden oldukça memnunlar acaba hünkarımız iki fil daha gönderir mi”….

Bu hikayeyi niçin anlattım… Hepinizin iyi bilmiş olduğu ve bir çoğumuzun da şikayetçi olup toplumsal medya sayfalarından çığlık figan etmiş olduğu bir angus kokusu sorunumuz var biliyorsunuz şehir olarak. Hani hep yakınıyoruz ya oturduğumuz yerden evde çayımızı yudumlayıp, dizi izlerken göz ucuyla baktığımız cep telefonumuzdaki toplumsal medya hesaplarına derdimizi döküyoruz ya! İşte o toplumsal medyadan bas bas bağırarak, oy, moy yok çığlıkları atarak reaksiyon gösterdiğimiz angus kokusu için birileri bişeyler yapmış oldu geçtiğimiz günlerde! Bandırma’daki Sivil Toplum Kuruluşlarından oluşan çatı birleşim “Bandırma Demokrasi Platformu” çıktı Pazar yerlerine, meydanlara … Dedi ki, “Eyyy Bandırmalılar bu angus kokusundan rahatsızsanız, bu gemiler limana yanaşmasın istiyorsanız, gelin falanca gün limana doğru yürüyelim, limanın önünde basın açıklaması yapalım, tepkimizi dile getirelim! Var mısınız?”

Hikaye tanıdık geldi değil mi? Hani halk fil için gitmişti ya Nasreddin Hoca’ya… Evet işte o hikaye!… Gün geldi çattı, Bandırma’daki STK’ların temsilcileri düştüler yola! Liman kapısına vardıklarında bir baktılar ki, arkalarında halk falan yok! Al aşağı, vur yukarıya 20-30 kişiler hepi topu!!! Neyse Allah’tan onlar Nasreddin Hoca gibi, yapmadılar da gene de mecallerini anlattılar liman kapısında! Sonra da çekip gittiler!

Sonuç! Sonuç hikayenin sonunda var zaten! Onlar Nasreddin Hoca gibi diyemediler bir ihtimal fakat biz buradan diyelim! Bandırmalı angus kokusundan memnun kardeşim! Bir iki vapur daha oldukça yok mu? Onları da gönderiverin!!!

Hikaye burada bitti bitmesine ama, burada problemin tamamını halka yüklemekte olmaz tabi. Buradan bir iki kelamda Bandırma Demokrasi Platformu çatısı altındaki yüzlerce üyesi bulunan STK’lara söylemek lazım. Toplumu ilgilendiren, ya da ilgilendirdiğini düşündüğünüz vakalarda derhal ellerinize bayraklarınızı, yazılı dövizlerinizi alıp meydanlara koşuyorsunuz! Koşuyorsunuz fakat “Nöbetçi Eylemci” gibi sen, ben, bizim oğlan.. Hep aynı kişiler hep aynı çevre… Kendinizi sorgulayın, samimiyetinizi kontrol edin! İkna yeteneğinizi tekrar gözden geçirin! Bandırma’da kurulu bir Sivil Toplum Kuruluşu iseniz, kağıt üstünde yüz lerce üyeniz varsa, meydana çıktığınızda 3-5 kişiden ibaretseniz bir yerlerde bir problem var demektir inandırıcılık adına!
***
Beş yıldızlı otellerde genel kurullar yapmış olup da, dönerek “Vatandaş aç kardeşim!” derseniz, Marie Antoinette gibi “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” yanlışına düşersiniz! Bu da sizinle Bandırma halkı içinde uçurumlar oluşturur.
***

Bizden söylemesi!